Yağ Satarım, Bal Satarım


 

 

Yağ satarım oyununda önce bir ebe belirlenir. Oyuncular yüzleri birbirine dönük halka oluşturacak biçimde yere otururlar. Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır. Bunu arkasında saklayarak halkanın çevresinde dolaşmaya başlar. Bazen mendili bir oyuncunun arkasına bırakıyormuş gibi duraklar. Buna benzer hareketlerle oyuncuları şaşırtmaya çalışır. Oturanlar arkalarına bakamazlar. Ancak elleriyle yeri yoklayabilirler. Bu sırada da herkes, hep birlikte oyuna adını veren şarkıyı söyler:

 

Yağ satarım bal satarım

Ustam ölmüş ben satarım

Alacağına, bulacağına

Bir kaşık ayran

Yarın sabah bayram.

 

Yağ satarım, bal satarım,

Ustam öldü, ben satarım.

Ustamın kürkü sarıdır.

Satsam 15 liradır

Zam-bak Zum-bak

Dön arkana iyi bak

 

Ebe, birkaç kez bu şekilde dolandıktan sonra elindeki mendili belli etmeden oyunculardan birinin arkasına yere koyar. Arkasına mendil bırakılan oyuncu, bunun farkına vardığı anda mendili alarak ebeyi kovalamaya başlar. Kovalamaca esnasında, daireyi oluşturan diğer çocuklar hep bir ağızdan "tavsan kaç tazı tut" diye bağırırlar. Ebe, yakalanmadan onun yerine oturursa, mendili alan çocuk ebe olur; yakalanırsa, oyun aynı ebeyle devam eder.

 

Farklı bir biçime göre ise, ebeyi kovalayan oyuncu, ebe yerine oturuncaya değin mendilin bağlı topuz biçimindeki ucuyla arkasından vurarak onu cezalandırır. Elinde mendil bulunan oyuncunun ebeliğiyle oyun sürer.

 

Aynı zamanda arkasına mendil bırakılan çocuk bunu fark etmez de ebe bir tur atıp yanına geldiğinde bu sefer ebe onun sırtına bu mendille vurarak onu kovalar. Bu fark edememe cezasının ardından aynı ebe dolanmaya başlar.

 

 /Çetin KOŞAR

 

 

Melodisini dinleyiniz: http://www.youtube.com/watch?v=a9rALeVcBAI

 

İngilizce Versiyon : http://www.gameskidsplay.net/games/circle_games/dk_dk_gs.htm

 

 

BİR HABER:  Avrupalı çocuklar da 'yağ satarım' oynayacak 

 

Konya'daki bir ilköğretim okulunun öncülüğüyle hazırlanan projeyle 'sek sek', 'yakar top', 'yağ satarım bal satarım' ve 'yedi kiremit' gibi Türk oyunları, Avrupa ülkelerindeki çocuklara tanıtılacak. 

 

Merkez Karatay ilçesindeki Feritpaşa İlköğretim Okulu'nun Müdürü Tuncay Acar, AB ülkeleriyle sosyal ve kültürel yönden bilgi, beceri ve sosyal etkileşimin sağlanabilmesi için 'Comenius 1 Okul Ortaklıkları' projesini hazırladıklarını belirtti. Proje için Avrupa'nın birçok ülkesindeki okulla iletişime geçtiklerini ifade eden Acar, "Almanya, Romanya, Slovenya, Litvanya, Polonya, İtalya, Yunanistan ve Slovakya'dan olumlu cevap aldık. Türkiye'ye gelen Almanya, Slovenya, Litvanya ve Slovakya'dan 6 öğretmenle projenin netleştirilmesi için toplantılara da başladık. Projeyi AB Eğitim Komisyonu'na sunacağız." dedi.

Konya, AA

 

 

Ne Dediler:

-Bizim oralarda bir de "yağlıca ballıca dayak atarım" bölümü vardı tekerlemenin. Kaçarken de zambak zumbak denilen yerde ise "ekşili köfte yiyen var ekşili köfte yiyen var" diye ritm tutulurdu alkışla birlikte. Zambak zumbaktan anlamlı olsa da hikayeyle alakasını düşünmedik hiç. Usta da ölmüş zaten, evet hakikaten psikopatmışız.

 

-Aynı oyun Hollanda 'da "zakdoekje leggen, niemand zeggen" (mendili yere atalım, kimseye söylemeyelim) şeklinde bilinmektedir.

 

-Bu oyunda tekerlemenin temposu adeta saykedelik müzikalleri (varsa öyle bir şey) kıskandıracak abukluktadır. Çömelmiş çocuklar, ağır bir tempoda, karamsar bir neşeyle söylenen ilk kısım. Gerilimin tırmandığı, nefeslerin tutulmaya başlandığı zambak zumbak bölümü. Artık bir var oluş mücadelesine dönüşmüş, iki kişiden sadece birinin yaşamaya devam edeceği adrenalin yüklü tavşan kaç kısmı. Son kısma geçiş aslında tüyler ürperticidir. Ne kovalayan ne de kovalanan olmama garantisinin verdiği rahatlık ve oluşturulan halkanın dışındaki var olma mücadelesinin gerilimiyle haykırılır bu son kısım.

 

-Bu oyunun tekerlemesindeki "zambak zumbak" kısmındaki zumbaktan kasıt aslen "zoom yap"tır. dikkat ederseniz bu sözlerin hemen arkasından gelen "dön arkana iyi bak" cümlesi de bu savı fena halde desteklemektedir. (zoom yapınca daha iyi bakılabilmektedir zira)

 

-Yağ ve bal sattınız tamam e bu da bir iş; Ama neden ustanız öldükten sonra satmaya devam ettiniz? Ustanızın kürkünün neden sarı olduğunu ve onu da satarsanız beş para etmeyeceğini bilmediniz ama çok ama çok eğlendiniz. Olsun bu da iyi, üç günlük dünyada...

 

 

-Bir Zeynep UĞURLU  şarkısı.

 

kaybetmedim,

döndüm gittim işte bak bitmedim

aşklarım var...

zor günlerim,

geçti bitti işte ben bitmedim

dostlarım var

gel gör beni, sevgisiz mi?

bu kalp deli, sevilmez mi?

bir ben daha bulunur mu?

yok bir daha, ben asla, var ya...

yağ satarım bal satarım

senle sensiz yine yaşarım.

 

Yorum Yaz